01 Mayıs 2010 Cumartesi

Son derece verimli bir paylaşım yaşandı.



Değerli Arkadaşlarım,
28-30 Nisan 2010 tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi, Güney Kampüste gerçekleştirdiğimiz "15 Annual conference of Human Dignity 6 Humiliation Studies" dün sona erdi. Son derece güzel, içten ve verimli bir paylaşımın yaşandığı etkinlikte; Kanada, Arjantin, ABD, İngiltere, İrlanda, Almanya, Norveç, Hindistan, İsrail, Filistin, Slovakya, Bosna ve Türkiye'den gelen 25 uzmanla birlikte İnsan Saygınlığının anlaşılması, arttırılması ve insanı farklı nedenlerle (dil, din, ırk, cinsiyet,kazanç, statü, vb) aşağılamanın önlenmesi konusunda neler yapılması gerektiği konusunda tartıştık, atölye çalışmaları yaptık ve birikimlerimizi toplumla paylaştık. Tüm dünyada sorun alanı olan iki konuda: kadın hakları ve engellilerin sorunları konusunda çalışma sonuçlarını ve mevcut projelerini paylaşan İstanbul Kadın kuruluşları Birliği Genel koordinatörü Sayın Nazan Moroğlu ve TOFD Başkanı Sayın Ramazan Baş ve ekibine iyi ki varsınız ve bizlerlesiniz diyoruz.
Çoklu ve çok yönlü paylaşımın yaşandığı etkinlikte sanat ve müzik de öne çıktı. İlk günü bağlama virtüözü Gülcan Yeten ve sevgili dostlarının bizlere Karadeniz yöresinden getirdikleri etnik müzikle; ikinci günü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Konservatuar flüt bölümü master öğrencilerinin muhteşem nağmeleriyle ve son günü de SANSAV'in desteğinde üç değerli sanatçı arkadaşımızın klasik müzik ve opera zenginliğiyle yaşadık. Üçüncü gün ise BTS Lobide Dünya Çocuklarının hazırladığı Barış odaklı; poster ve kolaj çalışmalarının yanında değerli heykel sanatçımız Füge Demirok'un beş güzel heykelinin yer alması bizlere zenginlik kattı. Serginin küratörlüğünü de gerçekleştiren Füge dostuma sonsuz teşekkür ediyorum. Bu arada sergi alanında muhteşem koku ve tadıyla Türk kahvesinin tanıtımını yapan Kuru Kahveci Mehmet Efendi çalışanlarına da başta Tüzün hanım olmak üzere teşekkürler.
Sarıyer Kent Konseyi'nin sağladığı Boğaz turu ile İstanbul'u denizden bakışla tanıyan yabancı dostlarımız Türkiye'nin güzel yemekleri, içten insanları ve muhteşem manzaralarıyla hayran oldukları ülkemize yeniden gelme sözleriyle ülkelerine dönüyor. Boğaziçi Üniversitesi, Sarıtepe Kampüsünde yer alan Kilyos Burç Hotel yöneticileri sevgili Cüneyt ve Arif beylere, taşıma konusunda son derece nitelikli ve dakik hizmetiyle Klas Tur sahibi Sayın Rahmi bey ve söförlerine teşekkür etmeyi de bir borç biliyorum. Katılımcı dostlarımızın büyük bir grubu; Fora Turism'in değerli rehberi Murat'la dünü ve bugünü dolu dolu yaşamakta. Bu arada etkinliğin başından sonuna kadar hep yanımda olarak beni hiç yalnız bırakmayan sevgili öğrencilerim; Uğur, Salim, Murat ve Riza'ya ve en büyük desteğim ve Sü Ge Der Genel Sekreteri, sevgili eşim Servet Köksal'a da çok teşekkür ediyorum. Onlar olmadan hem ben ve hem de dostlarımız kendilerini çok yalnız hissedeceklerdi.
Organizasyonun transfer, İTÜ Vakıftepe tesislerindeki Gala yemeği, çeviri, çanta ve ikram konularında verdikleri destek için Friedrich Ebert Stiftung Derneği, Türkiye Ofisi yöneticilerine çok teşekkür ediyoruz. Bu desteği bize sağlayan Boğaziçi Üniversitesi Barış Eğitimi Merkezi yöneticilerine Sevgili Fatoş Erkman ve Nur Mardin'e, tüm Boğaziçi Üniversitesi yönetici ve personeleine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Dünyanın en güzel şehrindeki en güzel kampüste harika üç gün geçiren HumanDHS uzmanları ilimizin gerçek bir Avrupa şehri olduğu görüşleriyle bizden ayrılıyorlar. Bu düşüncenin oluşmasında katkısı olan ismini saydığım (unuttuğum dostlarımdan özür dilerim)ve sayamadığım tüm dostlarıma yürekten şükranlarımı sunuyorum. Sizler oldukça kendimi yalnız hissetmem olanaksız! İmecemiz muhteşem oldu. Son gün katılımı gönül isterdi ki çok daha fazla olsun, ama biliyoruz ki; herkes kendince çok meşgul ve kendince bir önem sırası var. Bizim gönlümüz bu kadar uzak ülkelerden gelen bu güzel insanların farklı bakış açılarına çok daha fazla kişinin ulaşabilmesini isterdi. Çünkü konu; insanın saygınlığının kazanması, çatışmaların önlenmesi ve dünyanın birliğiydi. Bu konuda gösterdiği duyarlık için sevgili dostum, İSTEK Vakfı Okulları Genel müdür yardımcısı Nilgün hanıma yönlendirdiği İstek vakfı öğretmen ve öğrencileri için özellikle teşekkür ediyorum.
Ne mutlu bizlere!
Emeğin Bayramı olan 1 Mayıs'ı da en içten dileklerimle kutluyor mutlu ve sağlıklı bir gün diliyorum.
Hayal KÖKSAL

26 Nisan 2010 Pazartesi

Tüm Dostlarımız Ücretsiz ve Çeviri hizmeti olan "İnsan Saygınlığı ve Barış" Etkinliğimize DAVETLİDİR!


Sayın Dostlarım,
30 Nisan Cuma günü 9.00-13.30 saatleri arasında Boğaziçi Üniversitesi, Barış Eğitimi Merkezi (BUPERC) , Kalite Okulları Merkezi (Kalbe-Mer) ve Sürekli Gelişim Derneği (Sü Ge Der) işbirliğiyle Boğazici Üniversitesi, Güney Kampüs, BTS Salonunda gerçekleştirilecek olan “İnsan Saygınlığı ve Barış” konulu 15. Uluslararası Konferansı’nın çevrenize duyurulması konusunda yardımcı olmanızı diler, sizlerin de yanımızda olarak bize destek vermenizi ozellikle arzu ederiz.
Aynı gün Dünya Cocuklarının yapmış olduğu “Barış” konulu poster-kolaj sergisinin de açılışı yapılacaktır.
Katılım ücretsiz olup çeviri hizmeti vardır. Programda belirtilen isimlere ilaveten ilk iki gün “Açık Alan Teknolojisi” ile kapalı oturum yürütecek olan uzmanlar bizimle olacak: Yeni Delhi Üniversitesinden Gestalt Uzmanı Sayın Kailash Tuli, İsrail’den Barış ve çatışma çözümü uzmanları Yoav Peck ve Avi Shahaf, İngiltere Durham Üniversitesi’nden Sayın Maggie O’neill, New Mexico Madrona Enstitüsü Başkanı Sayın Merle Lefkoff, EMU Dil Uzmanı Sayın Moira Rogers, Almanya’dan Barış uzmanı Sayın Ulrich Spalthoff, Norveç’ten Sayın Mari Blikom, Berlin Üniversitesinden Sosyolog Sayın Uta Ottmueller, İsrail’den Barış ve çatışma uzmanı Sayın Sophie Schaarschmidt, Bangladeş Manarat Üniversitesi İş İdaresi uzmanı Sayın Mohammad Abul Kalam Azad, Pakistan Barış Eğitimi ve Çevre Koruma Derneği Başkanı Sayın Abid Mahmood, Bosna-Hersek Saray Bosna Üniversitesi, Mezunlar Derneği Başkanı Sayın Ardian Adzanela, Kuzey İrlanda’dan Barış uzmanı Sayın Antony McCan, Kanada İngiliz Columbiası Üniversitesi Konservatuarından Sayın Klisala Harrison,, Filistin Kızıl Haç Başkanı Sayın Younis Al-Khatib.
30 Nisan paylaşım günümüze bekliyoruz.Sonsuz sevgi ve saygılarımla…
Dr.Hayal KÖKSAL
Sü Ge Der Kurucu Başkanı
www.hayalkoksal.com


HUMAN DIGNITY & HUMULIATION STUDIES PROGRAM
30 Nisan 2010; Albert Long Hall (BTS)
08.30-09.00 Kayıt
09.00-09.30 Açılış Konuşmaları
09.30-10.50 İlk Grup Konuşmacılar (İngilizce)
Evelin G. Lindner (Kurucu Başkan, HumanDHS, Norveç)
Vineeta Kamran (Kurucu Müdür, CMS, Lucknow, Hindistan)
Paresh Kathrani (Kingston Universitesi, London, UK)
Linda M. Hartling (Direktör, HumanDHS, ABD)
10.50-11.20 Çay-Kahve Arası ve BARIŞ SERGİSİ AÇILIŞI
11.20-11.40 Müzik (SAN-SEV)
11.40-13.00 İkinci Grup Konuşmacılar (Türkçe)
Hayal Köksal (Kurucu Başkan, Sü Ge Der,İstanbul)
Nazan Moroğlu (İstanbul Kadın kuruluşları birliği Genel koordinatörü, İstanbul)
Ramazan Baş (Başkan, Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği, İstanbul)
Tuğba Sarı (Pozitif Psikoterapi Dünya Konseyi, Ankara sorumlusu)
13.00-13.30 Kapanış

23 Nisan 2010 Cuma

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız Kutlu Olsun!


TÜM ÇOCUKLARIMIZIN VE İÇİNDEKİ ÇOCUĞU BÜYÜTMEMİŞ OLAN DOSTLARIMIN ULUSAL EGEMENLİK ve ÇOCUK BAYRAMINI EN İÇTEN SEVGİLERİMLE KUTLUYORUM.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî tatil günlerinden ve ulusal bayramlarından biridir.Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilmiştir.Aynı zamanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de resmî tatil günü ve ulusal bayramıdır. Bu bayram, TBMM'nin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Millî Bayramı ve 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla, önce 1 Kasım olarak kabul edilen, sonra 1935'te 23 Nisan Millî Bayramı'yla birleştirilen Hâkimiyet-i Milliye Bayramı ile Himaye-i Etfal Cemiyeti'nin 1927'de ilan ettiği ve ilki Atatürk'ün himayesinde düzenlenen 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın kendiliğinden birleşmesiyle oluştu.1980 yılından bu yana bu bayram resmî olarak "23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" adıyla kutlanmaktadır.
Hakimiyet-i Milliye Bayramı (önceleri 1 Kasım, sonra 23 Nisan), saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM'nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktaydı. Günümüzde bayramda, yabancı ülkelerden çocuklar getirilmekte, çeşitli gösteriler hazırlanmakta, okullarda törenler ve çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir.Ayrıca 1933'te Atatürk'le başlayan çocukları makama kabul etme geleneği günümüzde çocukların kısa süreliğine devlet kurumlarının başındaki memurların yerine geçmesi şeklinde devam etmektedir.Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, UNESCO'nun 1979'u Çocuk Yılı olarak duyurmasının ardından, TRT Uluslararası 23 Nisan Çocuk Şenliği'ni başlatarak, bayramı uluslararası düzeye taşımıştır (Kaynak: wikipedia.org).
Hayal KÖKSAL

21 Nisan 2010 Çarşamba

Yoğun Nisan Günleri...





Sevgili Dostlarım,
Yoğun günler sürmekte. 19 nisan'da TOFD tarafından organize edilen 4. Gülen Çocuk festivalinde engelli öğrencilerin sunumlarıyla coştuk. City Montessori School, Hindistan'dan gelen başta Cesur çocuk Riyaz olmak üzere 5 öğrenci ve 2 öğretmen Walt Disney Halkası ile çok anlamlı bir İmece Halkası sunumu ve bir de kültürel dans gösterisi yaptı. Çok etkileyiciydi.
Volkanik bulutlar nedeniyle dört günlük bir gecikme ile İstanbul'a gelen Human Dignity and Humiliation Studies Network'ün kurucu başkanı Prof.Dr. Evelin Lindner bugün Boğaziçi Üniversitesi'ndeki dersime girip öğrencilerime insan onurunun korunması ve dünyadaki bu çalışmalarla ilgili açıklamalar yaptı, öğretmenlerin bu konuda neler yapması gereği konusunda görüşlerini anlattı. Hepimiz için çok yararlı olduğuna inandığım bu etkinlik için kendisine teşekkür ediyor; 30 Nisan'da gerçekleştireceğimiz 15. Geleneksel Konferansı'mıza sizleri de bekliyoruz.
Yarın ise CMS Kurucu Başkanı Sayın Dr. Jagdish Gandhi ile birlikte olacağım. Kimbilir neler öğreneceğim o ihtiyar delikanlıdan? Öylesine güçlü bir belleği ve o kadar muhteşem hayalleri var ki... İleri yaşına karşın üç gündür bir "Çocuk ve Hukuk Konferansı"ndaydı.
Sizlerle sık buluşamama nedenimin bu yoğunluk olduğunu anlıyorsunuz sanırım. Birikimlerimi daha sonra sizlerle paylaşacağım.Sonsuz sevgilerimle sevgili D.Mehrotra'nın kutlamalarını da sizlerle paylaşıyorum. Muhteşem dostlarım var, gerçekten kendimi çok şanslı hissediyorum. Sevgi ve barışla kalın.
Hayal KÖKSAL

17 Nisan 2010 Cumartesi

Bugün Keyifli Bir Gündü...




Değerli Dostlarım,
Bugün Sarıyer Halk Eğitim Merkezi salonunda Sarıyer Belediyesi Kültür Müdürlüğü ve Kent Konseyi Eğitim Çalışma Grubunun ortak organizasyonuyla Köy Enstitülerinin 70. Kuruluş yılını kutladık. Hüzünlü bir doğum günü kutlaması olmasına karşın yanımızda genç kuşakların da olması ve sahneyi birinci kuşak Köy Enstitülülerle paylaşması gerçekten umut vericiydi. Geçmişin o verimli ve güzel günlerini özlemle anıp sadece üzülmek ve hayıflanmak yerine bu güzel felsefeyi gelecek kuşaklara taşımak misyonumuz olmalı. Beş yıldır eğitim fakültelerindeki öğretmen adaylarına anlattığımız ve şimdiye dek 30 küme ile yürütülen projenin birini Boğaziçi Üniversitesi, EREC Başkanı genç öğretmen adayımız Seçil Özenç'ten dinledik. Bir başka genç arkadaşımız Yenilikçi öğretmen çalışmalarıyla farklılığını öğrencilerine de taşıyan ikinci kuşak bir köy enstitülü olan İngilizce öğretmeni Nilüfer Özbey'di. Tabii ki değerli büyüklerimiz Sayın Gürşen Kafkas ve Sayın Nevzat Özbey eşsiz enstitü deneyimlerini paylaşarak bize sonsuz zenginlik kattılar.Sarıyer belediye başkanı Sayın Şükrü Genç'in açılış ve kapanışta yaptığı konuşmalar gerçekleştirmekte olduğum projenin büyük bir gereksinim olduğu konusunda beni yüreklendirdi doğrusu.
Bu panelin yüksek katılımlı olması için elinden geleni yapan Sarıyer ADD Başkanı Sevgili Fahrettin Bey'e, ÇYDD Sarıyer sorumlularından Gül ve Şenay hanımlara ve de özellikle beni materyalsiz bırakmayarak destek veren YKKED Kartal Şubesi Başkanı Sayın Zübeyit Bey'e sonsuz sevgi ve şükranlarımı sunuyorum. Organizasyona büyük destek veren kültür Müdürümüz Sayın Filiz Hanım'a, sunuculuk görevini başarıyla üstlenen Beyhan öğretmenime, İstiklal marşı katkısı için Önder Hocaya da sonsuz teşekkürler. Güzel bir İmece gerçekleştirildi. Gençlerin dikkati bu güzel projeye çekildi. Umuyoruz onlar da özgür okuma saatlerini bu güzel kurumla ilgili bilgi edinimine ayırırlar.
Bundan sonraki bölümü çok değerli arkadaşım Zeliha Doğan yeşil'in güzel bir yazısına ayırmak istiyorum. O da bir Köy Enstitülü kızı ve yazacak çok şeyi var. Sonsuz sevgilerimle...
Hayal Köksal

Köy Enstitülü olmak…
Teşekkür ederim babama ve bütün Köy Enstitülülere! Köy enstitülerini yazmak artık bir zorunluluk oldu. Hele bir de Hasan Hocanın (Pekmezci) yazısını okuduktan sonra kim tutabilir beni…Köy Enstitüsü muhabbetleri arasında büyüyen biri olarak hatırladıklarımı yazmalıyım.
Anılarını anlatamayacak kadar yaşlı olan babamın hala dik duruşu ve o kendine özgü güvenli ifadesi bende hep bir hayranlık uyandırmıştır. Köyde bir ışık, bir önder olmuştur. Kafasındakileri gerçekleştirmek için köyde muhtar olmuş, otoriteyi ve disiplini bu şekilde kurmuş, bürokratik meseleleri de böylece aşmıştır.
Babam benim, onu nasıl tanımlayabilirim ki, hadi bir yerden başlayayım… Matematiği en iyi babam bilir, en güzel el yazısını babam yazar. Tarımdan hayvancılığa kadar çiftçiliğin her ayrıntısını en iyi o bilir. Sağlık konusunda hiç de azımsanmayacak ilk yardım bilgileri vardır. Köyde iğne, şırınga takımı babamın vardı. Gazocağının veya ispirto ocağının gürültülü alevleri arasında penseyle tutulan içi iğne ve şırınga bulunan madeni kap babamda vardı. Penisilini babam vururdu. Hastaya müdahale etmez doktora yöneltir, ama doktorun söylediklerini sorar öğrenir ve iyileşene kadar tavsiyelerin yerine getirilip getirilmediğini kontrol eder, uyarır, ilaçların saatlerini hatırlatırdı.
Doğayı korumayı kendisine birinci görev saymıştır. Köyde meşelere zarar verdiği için keçi yetiştirilmesini yasaklamış, ormana zarar verenleri köyün ortasında deşifre etmiş ve cezalandırmıştır. Köyde hayvan ıslahını ilk o yapmış, daha çok süt veren ineklerin yerli ineklerin yerini almasını sağlamış, hayvancılık ve tarımın modern yöntemlerle gelişmesini sağlamak için ilk kez ilçeden ziraat mühendisi ve veteriner getirtmiş, uygulamaları görmesi için kaymakam ve diğer üst düzey yöneticileri o yıllarda köye getirtmiş, bunun onların görevi olduğunu da köylüye anlatmıştır. Köye ilk çeşmeyi o getirmiş, suyu analiz için Ankara’ya götürmüş, gerekli izni alarak köye dönmüştür.
Köyden geçip giden trenlerin köyde durması için istasyon yaptırılması fikri onundur, kim bilir kaç kere şehre gidip gelmiş, sonunda arazisini de vererek istasyon ve gar binasının yapılmasını sağlamıştır.
Hele köye öğretmen getirilmesi inanılması zor bir başarı olmuştur. Bir köy evi okul haline getirilmiş, öğretmen atanmış, köy çocukları uzak köylere gitmekten kurtulmuşlardı. O köy okulundan kimler gelip geçmiştir. O köy okulu köyün dışarıya açılan kapısı olmuştur.
Sosyal yaşamla da ilgilenmiştir babam, medeni nikahsız hiçbir evliliğe izin vermemiş, çocukların nüfusa kaydını hiç ihmal etmemiştir. Köyde imecenin, yardımlaşmanın önemini insanlara en güzel örneklerle göstermiş ve anlatmıştır. Kendi odasını köy odası haline getirmiş, doyumsuz sohbetleri kitap okumalarla zenginleştirmiştir. Köyün sorunlarının ortak olarak tartışılması ve çözümlenmesi için çaba harcamış herkesin görüşünün önemini göstermiştir. Kadınların da bir köşede o konuşmaları dinlemelerini ve öğrenmelerini sağlamıştır. Kendi evine düzenli olarak gazete ve dergilerin gelmesini düzenli bir şekilde gelmesini ve herkesin de bunları okumasını sağlamıştır.
Babamın bir diğer özelliği de gündemi, olayları, siyaset, kültür sanat, ekonomi, sağlık gibi konuları mutlaka takip etmesidir, radyo dinler, gazete, dergi, kitap okur, okuturdu. Dergi ve gazeteleri atmaz, ciltletir, ciltler ve muhafaza ederdi. Çocukların okumasını teşvik etmiş, maddi durumu iyi olmayanlara fark ettirmeden maddi destek sağlamış, yatılı okullarda okumaya yollamıştır.
Hurafelere, din tacirlerine izin vermemiş, aklı, bilimsel düşünmeyi gerçek inancı ve insanın değerini hep vurgulamıştır. İnancın kişiye özgü ve özel olduğunu söylemiş ve kendisi de bunu uygulamıştır.
Bütün bunları yapan babamdı ve o da diğer tüm köy enstitülüler gibi Köy Enstitülü olmanın ayrıcalığını ve donanımını taşıyor ve yaşıyordu. Görev addetmişti bunu ve onu da yerine getirmişti. Onun yolu Sivas Yıldızeli Köy Enstitüsü’ne düşmüştü. Şansı ve şanssızlığı bir arada yaşamıştı. Annesi ölmüş, kendisinden küçük 5 kardeşi kimsesiz kaldığı için okuldan ayrılmak zorunda kalmış, okulunu bitiremeden köyüne dönmesine rağmen aldığı eğitim onu çok farklı ve yararlı bir kişi haline getirmişti.
Her şeyi en doğru ve en güzel şekilde bildiği ve uyguladığı için hayranlık duydum ben babama, yalnız ben değil herkes hayrandı ve herkes ona çok inanıyordu. Herkes de onun eğitimle bu kadar çok şeyi öğrendiğini biliyordu. Babamın Köy Enstitülü olması zeki bir köy çocuğunun eğitilerek neleri yapabileceğine güzel bir örnek oluşturmuştur.
Babam zaman zaman okuldaki günlerini anlatırdı. Kız ve erkek öğrencilerin bir arada ve bütün işleri birlikte yaptıklarını, erkek ve kadın ayrımı yapılmadan sadece üretime ve işin güzel yapılmasına odaklandıklarını söylerdi. Okulda inşaattan arıcılığa kadar, okuma-yazmadan resim, müzik, el sanatlarına kadar her alanda çok iyi eğitildiklerini anlatırdı. Ve bir de bütün öğrendiklerini kendi çevrelerinde uygulamak üzere yetiştirildiklerini ifade ederdi.
Babam gibi başka insanlar da vardı çevre köylerde her birisi ayrı bir ışık olarak çevrelerinde yararlı işler yapmış, örnek olmuşlardır. Ülkemizin diğer Köy Enstitülerinde yetişenler gibi…
Sonra ne mi olmuş, hepimizin bildiği gibi bu eğitim kurumları kapatılmıştır. Babam bu konuda hiç konuşmadı ya da ben hatırlamıyorum. İçin için üzüldüğünü sanıyorum. Tıpkı bizim gibi.
Teşekkür ederim babama ve bütün Köy Enstitülülere.
Zeliha DOĞAN YEŞİL
(Abidin DOĞAN’ın kızı)

Kaynak:
http://www.artmerkez.com/kose/yazar_zeliha_d_yesil.html

16 Nisan 2010 Cuma

70. Kuruluş Yılında Köy Enstitüleri



Değerli Dostlar,
Köy Enstitülerinin kuruluşunun hüzünlü doğumgünü kutlamalarından biri daha yarın. Sanatı ve beraberinde özyönetimi getiren, yaparak yaşayarak öğreten Köy Enstitüleri sistemi köyü içten aydınlatmak amacıyla geliştirilmiş bir köyü kalkındırma projesiydi. Çok kısa sürede 17 binin üstünde iyi eğitilmiş köy öğretmenine bakıldığında eğer bu okullar yaşasalardı ülkemizi dünya devleri arasında görebilirdik düşüncesi aklımıza takılıp kalmakta...
Bugün sevgili hocalarımız Oğuz Makal, Veysel kılıç ve Ataol Behramoğlu'nun önderliğinde Emin Özdemir, Osman Şahin, Pakize Türkoğlu ve Musa Sapıtmaz'ın katılımıyla Beykent Üniversitesi'nde gerçekleştirilen güzel bir toplantının ardından sizi yarın Sarıyer'de gerçekleştirilecek olan "YENİDEN KÖY ENSTİTÜLERİ" etkinliğine davet ediyorum. Amacımız o güzel sistemi ve felsefesini yeni kuşaklara da aktarabilmek.
Sonsuz sevgilerimle..
Hayal KÖKSAL

15 Nisan 2010 Perşembe

Sarıyer'de Yeniden Köy Enstitüleri


17 Nisan 2010 Cumartesi günü Sarıyer’de; Sarıyer Belediyesi, Kent Konseyi Eğitim Çalışma Grubu, Kültür Müdürlüğü ve Sürekli Gelişim Derneği işbirliğiyle “Köy Enstitüleri’nin 70. Kuruluş Yılı” ile ilgili olarak farkındalık ve gönüllülük yaratmak amacıyla bir etkinlik gerceklestirilecektir.
13.30-15.30 saatleri arasında Sarıyer Halk Eğitim Salonu’nda yapılacak olan etkinlikte Belediye Başkanı Şükrü genç’in açış konuşmasının ardından Sürekli Gelişim Derneği Başkanı, 34 yıllık eğitimci Dr. Hayal Köksal’ın yöneteceği Panel’de aşağıdaki konuşmacılar yer alacaktır:

- Dicle Köy Enstitüsü mezunu, Gazeteci yazar Sayın Gürşen Kafkas,
- Cilavuz Köy Enstitüsü mezunu, Atatürk ressamı Sayın Nevzat Özbey,
- 2. Kusak Köy Enstitülü, Yenilikçi ögretmen Sayın Nilüfer Özbey
- Yenilikçi Öğretmen adayı, B.Ü., EREC Başkanı Sayın Seçil Özenç.

YKKED, Sü Ge Der, ÇYDD, ADD ve Sarıyerliler Derneği’nin de destek verdiği etkinlikte, panel başkanı Dr. Köksal beş yıldan bu yana Eğitim fakülteleri öğrencilerine uyguladığı “Köy Enstitüleri Felsefesinin Öğretmen Adaylarına Aktarımı” projesinin sonuçları üzerinde duracak ve ortaya konan 30 projeden bahsedecektir.
Tüm ilgili dostlarımızı yanımızda görmek istiyoruz.
Dr.Hayal KOKSAL